14 Temmuz 2010 Çarşamba

SOÇİ-RUSYA















Rusya Federasyonu'nun en önemli tatil bölgesi olan Karadeniz sahilinde bulunan 300 bin nüfuslu Soçi, aynı zamanda Trabzon'un kardeş şehri. Bölgenin tek havaalanı Adler, Gürcistan'ın özerk bölgesi Abhazya'ya komşu ve Soçi'ye 30 km kadar uzaklıkta.

Yemyeşil bir coğrafyada kuzeye doğru devam eden sahil yolu, Soçi'nin içinden geçtikten sonra, Krasnadar üzerinden Moskova'ya kadar gidiyor. Soçi'nin merkezi, burada denize dökülen Soçi Çayı'nın iki kenarındaki, Karadeniz manzaralı iki tepenin eteklerinde kurulmuş. Bu çok yeşil şehrin neredeyse tamamı büyük otellerden oluşuyor.

Bunların en büyüğü Zapolarye Sanatoryumu; Sibirya'da bulunan ve dünyanın en büyük nikel üreticisi devlet kuruluşunun, personeli için yaptırdığı tesisler o kadar geniş bir alana yayılmış ki, Soçi merkezi kadar demek mümkün. Soçi'de bulunan ve Sovyetler Birliği’nin diğer kamu işletmelerine ait birçok sanatoryum gibi, 1991’de yöneticilerine ve çalışanlarına devredilmiş.

Sezon mayıs ayında açılıyor, su soğuk ama Sibirya'dan gelenler pek öyle düşünmüyor, sahiller oldukça kalabalık. Liman’da öyle, Avrupa’dan gelen yatlar arasında Türk bayraklı olanlarını da görmek mümkün.













Soçi'de görülecek yerler arasında; merkezde bulunan Lenin'in mozaik rölyefinden başka, Rusya’nın en büyük botanik bahçesi olan Tropik Park (1892) , Sanat Galerisi (1936), Tiyatro (1937), İstasyon (1952), Liman (1955) ve Tarihi Kilise sayılabilir. Genellikle tarihi binalarda görmeye alıştığımız Posta İdaresi; Soçi’de yeni bir binada çalışıyor ama önündeki anıtta yer alan orak-çekiçli amblem, yakın tarihe gönderme yapıyor.

Kafkasya'da Kafkas sofrasına oturmadan olmaz. Banket; geleneklere göre üç çeşit ekmek-börekle başladı, Tamada'nın yönettiği masada önce üç kez (sırasıyla Tanrıya, anne-babaya ve kardeşlere) kadeh kaldırıldı, sonra davet sahiplerine ve konuklara söz verildi. Her konuşmacı ayakta dinlendi, boşalan şişeler asla masada bırakılmadı, konuşmacının ikram ettiği kadeh geri çevrilmedi vb. daha birçok rituel geleneklere göre aynen uygulandı.

Soçi’ye gelince görülmese olmaz bir yer daha var; Adler-Soçi yolunun ortalarında ve sahilden 11 km kadar içerde bulunan Ahun Dağı, 500 m yükseklikte zirvesinden hem Adler'e, hem Soçi'ye, hem de Kafkas Sıradağları’na panorama veriyor. Burada 1932 yapımı bir seyir kulesi, birçok hediyelik eşya satışı ve kafeler yer alıyor.

2014 Kış Olimpiyatları’nın düzenleneceği kesinleşen Soçi hızlı bir değişim içinde. Yerel yönetim, 11 yeni spor tesisi ve 2 olimpiyat köyü kurulması yanında, tüm alt yapıyı da değiştirmeye hazırlanıyor. Burada yazlığı bulunan Putin, olimpiyatlar için tam 12 milyar dolarlık bir bütçe ayırdı. Öte yandan turizm ve konut alanında yatırımlar hızla artıyor. Burada yapılan lüks konutlar, öncelikle ülkenin iç taraflarında yaşayan Rusların yazlık ihtiyacını karşılıyor ayrıca çok sıcak olmayan iklimi ve yeşil doğası nedeniyle Arap varsıllar tarafından tercih ediliyor.

Soçi’ye, İstanbul’dan uçakla gelinebileceği gibi, Trabzon’dan düzenlenen gemi seferlerinden de yararlanmak mümkün. Rusya Federasyonu Türklere vize uyguluyor. Bireysel turistik başvurular için, otel rezervasyonun aslı şart, vizeler sadece verildiği şehir için geçerli ve de 3 günü geçen konaklamalarda polise kayıt gerekiyor (bu formalite genellikle oteller tarafından yerine getiriliyor). Moskova veya St. Petersburg havaalanlarında daha toleranslı olan polis ve gümrük görevlileri, buranın aynı zamanda Kafkasya gibi her zaman sorunlu bir bölgenin kapısı olmasından dolayı, çok katı davranıyorlar.

Rusların tatil tercihlerinde Antalya’nın yeri başkadır. “Antalya’yı görmeyen Rus kalmadı” demek biraz abartı olabilir ama pek çok Rus’un İstanbul’u hiç görmediği halde, birçok kez Antalya’ya geldiğini söylemek yanlış olmaz. Rusya’nın Antalya’sı olarak ünlenen Soçi ise; kuzey komşumuzun Türkiye’ye en yakın ve en önemli turizm bölgesi. 2014’de her şey çok pahalı olacak, vakit varken görmek gerek…