20 Ağustos 2008 Çarşamba

Avşa Adası

Avşa'ya bir çok şekilde ulaşmak mümkündür. İstanbul'a deniz otobüsüyle 2 saat 45 dakika uzaklıktadır. Erdek'ten ise gemiyle yaklaşık 2 saatte ulaşılmaktadır. Yaz sezonunda İstanbul'dan hergün deniz otobüsü seferleri yapılmakta olup, haftasonları ek seferler de konulmaktadır. Tekirdağ - Avşa ve Şarköy - Avşa seferi yapan büyük motorlar da iki saatte adaya varmaktadırlar.İstanbul Deniz Otobüsleri'nin (İDO) hafta içi günler ve Cumartesi günleri İstanbul - Marmara Adası - Avşa Adası ile, her gün uyguladığı Avşa Adası - Marmara Adası - İstanbul seferleri mevcuttur.

" Avsa " Adi Nereden Geliyor? Yuzyillar icinde degiserek gelen bircok ismi vardir. Kyzikos'Lu Diogenes, Propontis adalarini anlatirken Ofiousa ile Fisia'yi birbirinden ayirmistir. Plinius bu adaya OPHiUSSA der. Bizans tarihinde ise adanin ismi AFOUSiA'dir.La Mottraye 17. yy. basinda, adaya buradaki Meryem Ana Manastiri nedeniyle Pnagia adi verildiginden bahseder. Marmara adalarinda terihi incelemeler yapan Gedeon'a, Patrikhane tarafindan verilen 1892 tarihli vasiyetnamede ise, adanin ismi AOSiA seklinde yazilmistir. Rumlar adayi terketmeden once ise AFISSIA ismini kullanmislardir. Ada'nin ismi daha sonraki zamanlarda Araplar Adasi olarak da anilmistir. Yakin zamanlarda adanin resmi adi Turkeli olmustur. Daha sonralari gunumuzde adanin tarihi isminin Turkcelestirilmis sekli olan AVSA kullanilmaya baslanmistir. Ada Tarihi ve Arkeolojisi Adanin ilk yerli halki hakkindaki ilk yazili bilgiler cografyaci Strabon ve tarihci Plinius'un kitaplarinda bulunmaktadir. Toprak durumu bakimindan hic bir zaman zengin olamamis, bagimsiz bir idareye kavusamamis olan ada, tarih icinde, cevresinde hakim olan kuvvetin arkasindan gitmistir. Hristiyan din adamlari icin bir surgun yeri olarak kullanilmis ve butun Ortacag boyunca bos kalmistir. Simdiye kadar hicbir sistematik kazi yapilmamistir. Ancak adada, anakara Kapidag Yarimadasi`ndan ayrilmadan önce bazi ilkel topluluklarin yasadigi, avcilikla gecindigi, anakara ile baglanti kesilince yeni bir yasam bicimi gelistirdikleri, avciligi azaltarak tarim, besicilik ve balikcilikla gecindikleri bazi buluntular nedeniyle anlasilmaktadir. Son yillar'da Avsa kumsallarinda bulunan cesitli cakmaktasi, kemik, vb. aletler, agirsaklar degirmen taslari, degisik baltalar adadaki yerlesimlerin yazili kaynaklardan cok eskilere gittigi fikrini kuvvetlendirmektedir. Adanin tum yuzeyi Neolitik - ilk Tunc Cag - Kalkolitik - Hellenistik - Roma - Bizans - Osmanli canak-comlek parcalari ile doludur. Bu yuzey buluntularindan baska tum cesitli Roma kaplari, mezar stelleri, amphoralar, yazlili kitabe parcalari, sunak, sütun govde parcalari, Bizans mimari parcalari ev temellerinde veya herhangi bir sekilde bulunmaktadir. Adanin kuzeyinde Ciftlik Mevkiinde, tepede ve deniz kenarinda kumsalda, sira halinde dizilmis "kiremit mezarlar" rahatlikla gorulebilecek bir bicimde "in situ" durumunda, denizin sahili asindirmasi sonucunda ortaya cikmistir. Ancak gun gectikce kirilarak yok olmaktadirlar.

Kukuma Sirti'nda, Osmanli mezarliginin hemen uzerinde, buyuk mermer levha ortulu bir Roma mezari ve icindeki kemikler kirilarak ortadan kalkmistir. Belediye binasinin yapimi sirasinda temel kazisinda bulunan "istanbul Tipi Steller" olarak isimlendirilen Roma stellerine benzer muhtemelen bir Trak Steli olan yarisi kirik parca muhafaza altina alinmistir. Bu da adanin cesitli toplumlara ev sahipligi yaptigini gosteren onemli bir kanittir. Bugun Erdek'te acik hava muzesinde teshir edilen Roma sunaginin uzeri girlant ve kurban tabaklari, bukranyonlarla susludur. Bu "in situ" buluntu ilgisizlik nedeniyle goturulmustur. Sunak adadaki Roma kulturunun ne kadar muhtesem oldugunu gostermesi bakimindan cok onemlidir. Manastir Mevkii'nde, deniz icinde 4 metre derinlikte Küpler (Pithoslar) iclerinde iskeletleri ile durmaktadir. ilk Tunc Yortan Kulturu, Manastir Mevkii'nde cok yaygindir. Deniz icindeki kup mezarlar ve iclerinden cikan adak esyalari (Piksisler, kapaklar, agirsaklar) disinda, Manastir'da acilan 4 metre derilikteki bir kuyu icinde 8 adet Yortan testi ve masrapalari "in situ" durumunda bulunmustur. Manastir ve cevresinde Roma ve Bizans Kulturlerinin kalintilari cok fazladir. Denizden cikan altin diademler ve kupe parcalari da vardir. Ornekler sayilamayacak kadar coktur. Buluntularin durumundan Marmara Denizi'nin en az 3-4 metre yukseldigi veya adayi 4 metre cokertecek siddette bir yer sarsintisinin oldugunu kabul etmek gerekir. Manastir Mevkii'nde, ayrica ismini Manastir Mevkii olarak da isimlendiren Manastir, 360 yil once insaa edilmistir. 40 oda veya hucreden olusan Agios Georgios (Panagia-Meryem Ana) Manastiri ile sapel kalintisi adanin tek eseridir. Bukalinti ilgisizlik ve tasranin muhtelif kullanilmasindan dolayi cok kotu durumdadir. Pek yakin tarihlere kadar o cevrede oturanlarin verdikleri gore freskler vardi. Maalesef bugun bu fresklerden hicbirsey kalmamistir. Gelecekte Manastir kalintilari tamamen yok olma tehlikesi icindedir. Zira deniz de Manastir kiyilarini surekli asindirmaktadir. Halen bu kalintilari gezmek ve gormek mumkundur. Butun bu buluntular, adada Neolitik-Osmanli devrinin sonuna kadar bircok kulturlerin yasadigini gostermektedir. Bu bulgular ile ilk yazili belgeler arasindaki boslugu doldurmak icin adada sistematik sekilde kazilarin yapilmasi gerekmektedir. Gezilecek Yerler Adanin dort bir yanini, koylarini hergun gezi motorlari ile veya kendi vasitanizla gezebilirsiniz. Bunlarin en unluleri Cinar Koyu, Kumburnu, Mavi Koy, Degirmen, Manastir, Kumtur, Beyaz Saray ve Yigitler Koyundeki Altin Kum'dur. Ayrica adanin icinde herhangi bir yere gitmek veya gezmek isterseniz, kenarlari acik, kucuk treni de kullanabilirsiniz. Avsa'da adanin heryanini cevreleyen altin rengi kumsallarda dantel gibi islenmis koylarda, yesillendirilmis sahil seridi icinde gunesin muhtesem bir sekilde batisini seyrederek gunduzu bitiren insanlar, sahilin bir ucundan diger ucuna kadar siralanan bar-cafe, restorant ve muzikhollerden yukselen muzik sesleri icinde, Avsa'nin cesitli meshur saraplarini yudumlarken gecenin karanliginin aydinliga donustugunu, bir baska gune basladiklarini bile anlayamazlar. iste Avsa'daki tum guzellikler icinde 24 saatte 2 gunun birden yasandigindan bahsetmek abarti olamaz.

Yigitler Köyü Adanin dogu kiyisinda yer alir. Eski adi Araplar olan koyde onceleri Araplarin oturduklarini Dapper anlatmaktadir. Bu insanlarin Arap donanmasinin, Istanbul'u 672-678 yillari arasinda buralarda kisladiklarini ve Arap buyuklerinden bazilarinin koyde kaldiklarindan bahsetmektedir. Daha sonralari Rumlar ve onlardan sonra Trakya gocmeni Turkler yerlesmislerdir. Sarapcilik, balikcilik ve tascilik gibi islerle ugrasan koy halkinin yasam standardi yuksektir. Türkeli Köyü Adanin batisinda kiyi ovasinin uzerinde kurulmustur. Butun ada icin oldugu gibi bu koy icinde daha cok Avsa ismi kullanilmaktadir. Bu koyde Gedeon, batil bir inanis nedeniyle bahsettigi Triniti kilisesinin yikintilarinin oldugunu, ada Rumalarinin aksi ruzgarlarla yolundan kalan gemici yakinlarinin bu yikintilari dolasirlarsa ruzgarin degisebilecegine inandiklarini anlatmistir. Adada boyle bir kilise yoktur. Koyun 1,5 km guney batisinda bir manastri kalintisi vardir. Rumlar koyu yillar once terketmislerdir, koyun simdiki ahalisi yerli ve gocmen olarak tamamen Turktur.